Lgbt arkadaşlık

Lgbt arkadaşlık, internet, teknoloji, film, dizi kategorilerinde İçerikler paylaşan bir blogtur.

22 Ocak 2019 Salı

Eşcinsel erkekler çok eşliliği mi tercih ediyor? Peki Ya aşk?

Türkiyede escinsel asklar ve cok eslilik

Ülkemizde eşcinsel aşklar ve çok eşli eşcinsel hayatlar

Merak ediyorum, da olaylar erkek doğası, erkek biyolojisiyle mi alakalı acaba. Hani her iki tarafın da erkek olmasından mı kaynaklanıyor diye söyleniyorum bazen. Tabiki sadece bunlar değil! Bence çok fazla parametre var gibi. Artık şu parametre kelimesini bir hayli sık kullanır oldum farkındayım, ancak hayatta her konuda farklı olasılıklar her daim söz konusu değil mi ? Eşcinsel erkekler derken geniş bir kitleden bahsediyoruz aslında. keza, aktif olmak, pasif olmak, aktif pasif olmak veya biseks olmak, ve hatta diğer karmaşık türleri de var. (Cinsiyet normları ve yönelimler başlıklı yazımıza bakabilirsiniz)

Eşcinsel birliktelikler ülkemizde aleni değil duygusal hiç değil

Karı koca gibi yaşayan eşcinsel erkekleri konumun merkezine alarak yazmaya devam etmek daha sağlıklı olacak çünkü, yukarıdaki ihtimallerin hepsi birden söz konusu olursa bütün parametleri değerlendirmek gerekecek ve anlatmak istediklerim, yazdıkça daha karmaşık bir hal alacak. Sonra içinden çıkamayabilirim :) Öyle ki, yakın zamanlarda akademik bir yazı çarptı gözüme. Kadın erkek eşcinselliğinden bahsediyor. Yazıyı anlamak için sanırım o türden bir uzman olmak gerekiyor. Çünkü ihtimaller çok fazla. Bilmek de istemiyorum zaten. İki çift bir şeyler yazmak için bu ayrıntıları bilmek zorunda da değilim psikolog olmak zorunda da değilim. :) Sadece merak ediyorum. Eşcinsel erkek ilişkileri genel olarak, kapalı kapılar ardında yaşanıyor tamam ayrı mesele de, neden uzun veya ömür boyu süren türde ilişkileri az görüyoruz. Veya az mı ? Hani Instagram'da sürekli eşcinsel çiftlerin sevgi dolu karelerini paylaşıyorum o kadar da az gibi gelmiyor bana. Elbette heteronorm ilişkilere kıyasen daha az olduğunu düşünüyorum. Elimde eşcinsel ilişkilere istinaden öyle demografik bir bilgi bütünü de yok. O halde bunları niye anlatıyorum? Çünkü doğru düzgün anlatamasam da, ne demek istediğimi daha iyi aktarmak istiyorum ve anlayacağınıza eminim. En basitinden yazının devamını okumanızdan önce hemen şu örneği vereyim. Hornet uygulamasını bir çok kullanıcı biliyor ve kullanıyor. Bazı erkekler partner bulup işlerini gördükten sonra uygulamayı kaldırıyor veya üyeliklerini siliyor. Aynı davranış şekli diğer eşcinsel sohbet veya arkadaşlık uygulamalarında da benzerlik gösteriyor. Bir üyeyle konuştuğumu ve onu engellediğimi hatırlıyorum. Ancak aynı kişi daha sonra hiç bir şey olmamış gibi başka bir hesapla ve aynı fotolarla bir daha karşıma çıkıyor ve benim kişilik haklarımı ve beğeni anlayışımı düşünmeden 'merhaba veya selam' şeklinde mesaj atıyor. Bunu eminim ki çoğunuz fark etmiş veya deneyimlemiş olabilirsiniz. Burada kastım, bu durumdam duyduğum kişisel rahatsızlığım değil, bu yazımın temel kaynağı ve asıl sorunu da göz onunda bulunduracak olursak; Eşcinsel erkeklerin çok eşliliği tercih ettiği çıkarımına varmak mümkün mü? Devamı yazımızın gerisinde.

Ülkemizde eşcinsellik özellikle yasak değil ama, Instagram'daki paylaşımlarıma dayanarak ve kıyasen 'ülkemizde o derece açık ilişkiler' söz konusu değil sentezine vardım. O kadar paylaşım yapıyorum içlerinde bir tane Türk yok. Ben yok diyorum diye yok değil elbette ama hani görünen ve paylaşım yaptığım diğer sayfalardaki kadar çok yok. Olanlar da ne yapsın! Maalesef eşcinselliğin halen tabu olduğu bir toplumda aşkı veya ilişkileri açık açık yaşamak söz konusu olamayabiliyor. Lütfen bunu ülkemizi veya toplumumuzu kötülemek için söylediğimi düşünmeyin. Bazı şeyler kültür meselesi veya zaman meselesidir. Olaylara çoğunlukla iyimser bir açıdan bakmayı yeğlerim çoğu zaman. Keza eşcinselliğin suç olduğu bir ülkede yaşamadığım için kendimi kısmen şanslı da hissediyorum, bu da ayrı bir konu.  Ayrı bir konu diyorum hani ama, belki anlatacaklarımla bağlantılı da olabilir.

Türkiyede ataerkil toplum yapısı eşcinselleri bastırıyor mu? Kabüllenmek kişisel farkındalıklamı alakalı?

Hani bir kültür, örf adet meselesi var. Ben çok takan biri değilim diyeceğim ama ne kadar doğru olur onu da bilemiyorum. Fakat bu kültür bütünü kişiyi, bırakın eşcinsel aşk yaşamayı, eşcinsel cinsel ilişki yaşamaktan bile alıkoyuyor. Eşcinsel kimliklerini rahatlıkla yaşayamayan erkeklerden eşcinsel birliktelik (evlilik veya sevgili olmayı kast ediyorum) beklemek çok zordur. Elbette ülkemizde eşcinsel kimliğini açık açık yaşayan, dile getirmese de eşcinsel olduğu bilinen çok insan var orası da ayrı mesele, keza toplumumuz tümüyle eşcinsellik olgusuna karşı değil. Sadece tarifsiz bir tabu ve ön yargı var bu da inkar edilemez. Ve bu ön yargıyı yasal olsun veya olmasın farklı dozlarda dünyanın her yerinde görebilmek mümkün ve sadece bizim toplumumuza özgü demek doğru olmaz. Bu bağlamda, ataerkil bir toplumda, özellikle eşcinsel kişiler, toplumsal davranış beklentilerinin kurbanı oluyor demek de çok yanlış olmaz. Ataerkil olmak kötü bir şey de demiyorum. Göreceli olacak belki ama, bir açıdan iyi de diyebilirim :) Keza eşcinsel ilişkilerin özgürce yaşandığı (evlilik haklarının verildiği) ülkelerde aktif kıtlığı söz konusu gibi birşey :) Belki de ülkemizde ki aktif eşcinsel nüfusunu dengede tutan unsur da, bu ataerkil yapımızdır. Kim bilir? Kişilerin ataerkil bir toplumda görünür bir biçimde, eşcinsel aşk yaşamaları da kolay değil elbette.

Topluma göre şekil almak diye bir şey var. Toplumun beklentilerine göre yaşamak demek, yerine göre içindeki duyguları bastırmakla sonuçlanabiliyor. Kişiler, bırakın eşcinsel olduklarını kabul etmelerini, eşcinsel olduklarının farkında bile değiller. Ve hatta bir çok aktif eşcinsel kendilerini eşcinsel olarak tanımlamaktan dahi imtina eder vaziyette. Keza bir kaç kere değil, sürekli olarak başka erkeklerle birlikte olmayı arzu ediyorsan eşcinselsindir diyebiliriz. E tabi yukarıda başlığını verdiğim diğer yazımda da belirttiğim üzere, bahsettiğim bir çok yönelim vs. gibi ayrıntılar derken, olaylar biraz daha karışık. Ancak sonuç olarak eşcinsel kimliğini yaşayan bir çok insan var ve kimse de kendi cinsel kimliğini tıbbı otorite düzeyindeki tanımlama bilincinde yaşamak zorunda değil. Herkes psikolog psikiyatr veya söz konusu dalda bilim adamı da değil. Halkın içindeki eşcinsel kesim eşcinselliğini iyi kötü bir şekilde yaşıyor zaten. Keza altını da çizmeye, anlatmaya çalıştığım şeyde buna çok yakın. Eşcinsellik var ancak eşcinsel aşk yaşayanların sayısı çok az. Tek eşli yaşayan eşcinsel çiftlerin sayısı da oran açısından bir elin parmakları kadar az.

Söz konusu aşk ve veya uzun süreli birliktelik ise yine bir çok parametre devreye giriyor farkındayım. Aşk deyince işin duygusal tarafı asıl olayı oluşturuyor bildiğiniz üzere. Yani çoğu eşcinsel erkek kanımca çok eşli yaşıyor ve sadece orgazm ile eşcinselliği bitiyor. Hatta, kendi eşcinselliğini kabul etmeyen, edemeyen, veya farkında olmayan bir çok eşcinsel erkek, genç veya ileri yaşlarda evleniyor veya zorunda kalıyor. Bunu biliyorum çünkü eski sevgilim de evlendi. Eskiden tanıdığım ve alenen eşcinsel olduğunu bildiğim, pasif gay arkadaşlarımın bazıları da evlendi veya bazılarının evlendikleri haberi geliyor. Ve işin ilginç tarafı bu kişilerin eşcinsel ilişkilerinde pasif olmaları. Vallahi burada söyleyecek o kadar çok şey var ki, ne de desem sarpa saracak gibi. Kişisel olgunlaşma, kabul süreçleri, ataerkil çevre vb sebeplerden ötürü bir baskılama söz konusu desem ne kadar doğru olur. Ha kötü bir şey yapıyorlar demiyorum zaten. Sonuç olarak erkek eşcinseller biyolojik açıdan erkek ve bir kadınla birlikte olup çoluk çocuk sahibi olmaları da olağan. Ama bu zorunlu bir tercih mi, toplum aile vb. sebeplerden ötürü kendinden vazgeçmek mi ondan emin değilim. Tabiki kesinlikle karşı da değilim, hatta destekleyebilirim de! Ancak yinede sormak isterim. Ataerkil toplum yapısı, eşcinsel (aşkların) birlikteliklerin önüne geçiyor demek doğru olabilir mi?

Hepsi olasılıklar dahilinde ancak ben kendi adıma konuşacak olursam, keza trans yönelimli biriyim, (biyolojik açıdan pasif gay'im) ömür boyu bir kadınla birlikte olmak fikrini kesinlikle benimseyemem. Keza bir kadını asla arzulamadım ve böyle bir şey olacağını da düşünmüyorum. Öyle bir şey olursa da kendi cinsel tanımlamam 'lezbiyen' olarak değişecektir 😅  Keza ben kendimi kadın hissediyorum. Ailemin ve çevremin gözüne eşcinselliğimi sokmuyorum ama ailem de bana böyle bir baskı zaten yapmaz, keza cinsel tercihimi bilirler de. Ama düşünüyorum da ailem baskı yapsaydı, veya çevre baskısını üstümde hissetseydim bende mi genç yaşta bir kadınla evlenecektim? Yani ben bir kadına ereksiyon bile olamam ki. Aile baskısı veya çevre nereye kadar bir faktör sayılabilir? Bu bağlamda kadınlarla evlenen bazı pasif eşcinseller aslında biseksüel erkekler olabilirler mi diye düşünüyorum? Ben bilmiyorum! Ve kişilerin yapabilirliklerini göz önünde bulundurunca tek başına ataerkil yapıyı sorumlu tutmayı da pek cazip bulamıyorum. Yani ben yapamayacağıma inandığım şeyi bir başkası nasıl yapıyor? Düşünsem de içinden çıkamam.

Türkiye eşcinsel evrimini yaşıyor olabilir mi?

Ne demek istedim hemen açıklayayım. Bildiğiniz üzere ve keza durum dünyanın her yerinde neredeyse aynı, kişiler artık, partnerlerini sanal ortamlarda arıyor. Bu sadece eşcinseller için değil hetero seksüel kesim içinde geçerli. O kadar çok arakadaşlık sitesi varki! E tabi eşcinsel arkadaşlık siteleri de bir hayli çok. Bir çok sitede ve veya uygulamada profilimiz var. Hele hornet zaten tek başına hepsine yetiyor. Yakın zamanda çoğu arkadaşıma 'iyiki hornet var, millet cinsel kimliğini rahatlıkla yaşar oldu ' demişliğim de var. Yani çok doğru keza hornet sayesinde herkes cinsel hayatını, eşcinsel olduklarını kabul etsin veya etmesin, duygusal veya fiziksel haz boyutunda olsun veya olmasın, bir şekilde yaşıyor. Yani özellikle hornet sayesinde işin aşk boyutuna gelememiş bile olsak, cinsel haz boyutunu daha rahat yaşar olduk. E tabi diğer belli başlı başka uygulamalar ve sitelerde var. Shemaleturk veya gabile ülkemizde başı çekiyor. Hatta daha özel ilişkiler konseptiyle kendi projemiz AngelsTurkiye gay arkadaşlık projesini de hayat geçirdik. Dilerseniz özellikle ülkemizde yaygın olan En iyi lgbt arkadaşlık sitelerinden bahsettiğimiz yazımıza veya hakkımızda sayfasına gidebilirsiniz. (Projemizle ilgili küçük bir tüyo vermek istiyoruz. İkinci paragrafta bahsettiğimiz bir üyenin profilini silip yeniden başka bir profil açarak karşınıza çıkma ihtimalini çok çok düşürmek için uğraştık ve daha adil bir platform oluşturduk. Bunu kullandıkça anlayacaksınız)

Yani demem o ki kişiler kendi kimliklerinin gereği olan cinsel hayatlarını, günümüzde, neyseki, daha rahat yaşayabiliyor. Yaşasın elbette! İnsan yaşayacak ki, kendini tanıyacak, karar verecek, ve ne istediğini bilecek. Aradığını bulmak başka mesele... Ben özellikle de eşcinsel aşklar konusunu ve eşcinsel erkeklerin çoğunlukla çok eşli yaşam tarzlarına istinaden 'neden?' sorusuyla giriş yaparak, hepsini değilse de bir kaç parametreyi ele alarak düşüncelerimi ifade etmek istedim.

Toplumumuzda, her toplumda olduğu gibi eşcinsellik yüzlerce yıllık bir gerçek. Fakat yukarıda da bahsettiğim bir çok kültürel fark vb sebeplerden ötürü eşncinsellik konusu da toplumdan topluma farklılık gösterebilir. Eşcinsel aşkların daha da norm olması öncelikle eşcinsel ilişkinin toplumsal açıdan da norm olmasıyla da orantılı olabilir. Yani kişilerin eşcinsel kimlikleriyle rahat etmeleri ve kendilerini kabul etmiş olmaları da gerekir elbette. Çünkü sadece bu zihniyetteki bir bütünlük ile aşk olgusuna girebiliriz. Aksi halde eşcinsellik ülkemizde olduğu üzere çoğunlukla fiziksel hazza dayalı, çok eşli, bir olgu olarak devam edecek. Dünyada eşcinsel evlilik vs gibi hakları olan ülke sayısı da öyle sanıldığı kadar çok değil. Yani göreceli demek daha doğru olur. 2019 itibariyle dünyada 193 resmi ülke varmış mesela. Ortalama belki 30 40 tane ülkede eşcinsellik yasal diye eşcinsellik tabu olmaktan çıkmıştır diyemeyiz. Veya yasal olmayan bazı ülkelerde eşcinsellik yoktur da diyemeyiz. Ülkemizde yasal evlilik hakkı yok ama eşcinsellik ne boyutta belli. Bunların hepsi farklı veriler bütünüdür. Ancak yinede bu veriler çerçevesinde, eşcinsel aşkların veya tek eşli bir eşcinsel yaşamı benimsemiş aleni çiftleri, eşcinsel evliliklerin yasal olduğu ülkelerde daha sık görüyoruz diyebiliriz. Eşcinsel evliliklerin yasallığı, toplumun gelişmişliğiyle orantılıdır demek veya benzeri parametrelerle toplum düzeyini ölçme çabası ne kadar doğru olur bilmiyorum. Ancak her toplum zamanla kendi şeklini alacaktır, almıştır!

Evet sevgili arkadaşlar işte yukarıda bahsettiğim ve bahsetmediğim bir çok ayrıntıdan mütevellit, eşcinsel aşklar maalesef ülkemizde aleni bir konu olamıyor. Yakın zaman içinde de böyle bir olasılık görünmüyor. Ancak toplumlar zamanla değişir ve bir gün toplum olarak nasıl bir algıya sahip olacağımız belli olmaz.

Bir topluluğu özel yapan zihniyettir. Zihniyetin olumlu yönde değişmesi yerine göre tek bir kişinin hayatına sığamayacak kadar uzun bir meseledir. Fakat okyanusta damla misali hepimiz her alanda tomlumsal zihniyetin gelişmesi için uğraşmalıyız ki daha sağlıklı kitleler olalım. Bizlerde daha sağlıklı bir eşcinsel topluluğu için çaba gösteriyoruz. Tek eşli yaşamak kötü değil ve çoğumuzun istediği de budur. Ancak doğru kişiyi bulmak adına deneyimlerinizi özellikle ne istediğinizi bilmek açısından avantaja dönüştürebilirsiniz. Kimsenin sınırlarını ve yaşam tarzını sınırlayamayız ama daha sağlıklı olan seçenekler konusunda bilgi verebiliriz. Bu zihniyetle birlikte senin için oluşturduğumuz tamamen ücretsiz projemizi keşfet. Senin gibi düşünenlerin çok olduğu bir kitle olmak için uğraşıyoruz. Neden eşcinsel aşklar olmasın👈 başlıklı yazımızdan çok daha fazla bilgi edinebilirsin.

İlişkilerini açıkça yaşamaktan çekinmeyenler var!

Yukarıdaki yazıyı sonuna kadar okuduysanız, işte size yazı boyunca anlatmaya çalıştıklarımı alt üst edecek kadar rahat bir algıda olan biri Türk diğer diğeri sanırım Hollandalı olan mutlu bir çiftimiz var. Öncelikle Denizi Cesaretinden ötürü tebrik ediyoruz. Deniz bize Aşktan vazgeçmeyenlere örnek olacak bir karakter olduğunu gösteriyor.  Elbette eşcinsel aşklar olacak. Herkesin bu iki çiftimiz kadar rahat ve açık yaşamasını da beklemiyoruz. Ancak dileriz ki, Denizin Mutluluğu bir çok LGBT bireye ilham olsun, cesaret versin👍


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder